12 Mart 2017 Pazar

2017 YGS Tarih Soruları ve Cevapları

 2017 YGS Tarih Soruları


1
Ela Öğretmen tarih dersinde, öğrencilerine anıt ve taşlardaki yazıların okunmasında tarih biliminin yararlandığı alanı sormuştur. 
Öğrencilerin aşağıdakilerden hangisini cevap olarak vermesi beklenir? 

A) Etnografya        B) Heraldik        C) Epigrafi         D) Antropoloji      E)Nümizmatik

2
Çin kaynaklarına göre Hunlarda Türk çocukları küçük yaştan itibaren koyunların üzerine binerek binicilik talimi yaparlar, biraz büyüyünce eline ok ve yay alarak kuş ve fareleri avlarlardı. Daha sonra da tilki ve tavşanları avlarlar, bu şekilde çok iyi bir atlı ve okçu olarak yetişirlerdi. 
Buna göre Hunlarla ilgili olarak; 
I. Temel geçim kaynaklarının avcılık olduğu, 
II. Küçük yaşlardan itibaren savaş aletleri kullandıkları, 
III. Yaşam biçimlerinin askerî özelliklerini geliştirdiği  ,
bilgilerinden hangilerine ulaşılabilir? 

A) Yalnız I            B) Yalnız II            C) Yalnız III           D) I ve II            E) II ve III

3
Abbasiler, Emevilerin aksine Türklere ve Arap olmayan Müslümanlara karşı iyi davrandı. Bu sayede Abbasiler Dönemi’nde Türklerin İslamiyet’e geçişi hızlandı. Özellikle Mutasım Dönemi’nde Türkleri önemli devlet makamlarına ve ordu komutanlıklarına getirdiler. Ayrıca Bizans sınırına yakın kurdukları şehirlere Türkleri yerleştirerek ülkelerini Bizans saldırılarına karşı güvence altına aldılar
Buna göre Abbasi Devleti ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz
A) Bizans topraklarının büyük kısmını fethettiklerine
B) Türklerin askerî yeteneklerinden yararlandıklarına
C) İdari hizmetlerde farklı unsurlardan faydalandıklarına
D) Arap milliyetçiliği yapmadıklarına
E) Bizans ile sınırında anlaşmazlıklar yaşandığına

4
XIII. yüzyılda Moğol istilasından kaçıp Alaeddin Keykubad’a sığınan Necmeddin Razi;
“Müslümanlar emniyet, asayiş ve rahatı Selçuklu hanedanının mübarek çetri gölgesinde buldular. Bu dindar padişahlar zamanında yapılan medreseler, camiler, köprüler ve diğer hayır müesseseleri hiçbir devirde yapılmamış; âlimlere ve halka gösterilen şefkat ve merhamet, girişilen gazalar ve kazanılan zaferler hiçbir zamanda vuku bulmamıştır.” demiştir.
Buna göre Türkiye Selçuklu Devleti ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz
A) İmar çalışmalarına önem verdiklerine
B) Vakıf kurma geleneğini başlattıklarına
C) Güçlü bir ordularının olduğuna
D) Bilim adamlarını himaye ettiklerine ,
E) Güçlü bir sosyal ve kültürel yapı oluşturduklarına

5
Osmanlı Devleti'nin, Balkanlarda fethettiği topraklarda aşağıdakilerden hangisini uyguladığı söylenemez
A)Vergi adaletini                    B)İskân siyasetini                    C) Hoşgörü politikasını
                                 D) İnanç birliğini                         E) İmar çalışmalarını

6
Kanuni Dönemi’nde Osmanlı ülkesine gelen Busbecq; “Türkler arasında itibar, hizmet ve idari mevkiler kabiliyet ve faziletin ödülü oluyor. Kişi tembel ve sahtekâr ise hiçbir zaman yükselemiyor, küçümsenip hakir görülüyor. İşte Türkler bu nedenle, neye teşebbüs etseler başarılı oluyorlar ve hükmeden bir ırk olarak hâkimiyetlerinin sınırlarını her gün genişletiyorlar.” demiştir.
Buna göre Osmanlı Devleti ile ilgili olarak; 
I. liyakata önem verildiği,
II. toplumda hoşgörünün egemen olduğu,
III. toplumda dikey hareketliliğin olduğu
ifadelerinden hangilerine ulaşılabilir? 
A) Yalnız I              B)Yalnız II             C) I ve II             D) I ve III               E) II ve III

7
Osmanlı iktisadi anlayışının oluşmasında, 
I. örf,
II. din,
III. coğrafya
unsurlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir? 
A) Yalnız I              B)Yalnız II             C) I ve II             D) II ve III              E) I, II ve III

8
Osmanlı Devleti’nin Dağılma Dönemi’nde aralarında Keçecizâde Fuat Paşa’nın da bulunduğu bir Avrupalı diplomatlar toplantısında şöyle bir konuşma geçer:
Diplomat:
 — Zamanımızın en kuvvetli devleti hangisidir?
Fuat Paşa:
 — Osmanlı İmparatorluğu!
Diplomat:
 — Nasıl olur?
Fuat Paşa:
— Çünkü siz dışarıdan, biz içeriden var kuvvetimizle yıkmaya çalıştığımız hâlde o hâlâ ayakta duruyor.
Bu metinden hareketle Osmanlı Devleti ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A)Dönemin en güçlü devleti olduğuna
B) Denge politikasını başarıyla uyguladığına
C) Osmanlıcılık siyaseti yaptığına
D) İç ve dış tehdit altında olduğuna
E) Batı karşıtı bir politika izlediğine

9
Birinci Dünya Savaşı sırasında, Rusya’da gerçekleşen Bolşevik İhtilali sonucunda Çarlık yönetimi yıkılmış; yeni yönetim, ülkenin içinde bulunduğu çalkantılı durumdan dolayı savaştan ayrılma kararı almıştır.
Bu durumun; 
I. Rusya’nın işgal ettiği yerlerden çekilmesi,
II. Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephe sayısının azalması,
III. Rusya’nın Osmanlı Devleti’ni ekonomik olarak desteklemesi
durumlarından hangilerine neden olduğu savunulabilir? 
A) Yalnız I              B)Yalnız II             C) Yalnız III             D) I ve II              E) II ve III

10
Lozan Barış Konferansı’nın iç tüzük görüşmelerinde, konferansın adı, görüşmelere katılacak delege sayısı ve kurulacak komisyonlar ile komisyon başkanlarının seçimi konularında Türkiye’nin itirazlarına rağmen İtilaf Devletleri’nin teklifleri kabul edilmiştir.
İtilaf Devletleri’nin bu tutumuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? 
A) Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’ndaki başarısını görmezlikten geldikleri
B) Kendi aralarındaki sorunların hepsini çözdükleri
C) Türk-Sovyet yakınlaşmasını önlemek istedikleri
D) Anadolu’dan çekilmek zorunda kalan
E) Yunanlıları her konuda destekledikleri Uluslararası diplomatik kuralları gözettikleri

11
İstanbul’un işgalinin ardından Mebusan Meclisi, milletvekillerinin verdiği bir önergeyle güvenli bir ortamda görev yapma olanağı oluşuncaya kadar genel birleşimlerin ertelenmesi yönünde bir karar almıştır.
Bu kararın, aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı söylenebilir? 
A) Kanunuesasi’nin uygulamadan kaldırılmasına
B) İtilaf Devletleri’nin işgal politikasını değiştirmesine
C) Temsil Heyeti ile İstanbul Hükûmeti arasındaki ilişkilerin gelişmesine
D) İstanbul’daki işgal karşıtı örgütlenmelerin sona ermesine
E) Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına

12
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 1. maddesi, “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” şeklindedir
Bu maddenin aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 
A) Cumhuriyet’in ilan edilmesine
B) Lozan Antlaşması’nın imzalanmasına
C) Planlı ekonomiye geçilmesine
D) Mecelle’nin kaldırılmasına
E) Milletler Cemiyeti’ne üye olunmasına

13
Mustafa Kemal; “Ellerimiz deniz kıyısında ve zincirlerle bağlı bir hâlde bulunuyor ve ah bir kere hür olsak da şu denizde bir yüzsek diyorduk. İşte bugün özgürlüğümüzü kazandık.’’ demiştir. Aşağıdakilerden hangisinin bu doğrultuda yapılmış olduğu söylenemez
A) Kapitülasyonların kaldırılması
B) Kabotaj Kanunu’nun çıkarılması
C) Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılması
D) Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması
E) Hatay’ın ana vatana katılması

14
Türkiye’nin dış politikada yaşadığı tehlikeler bazı şairlerin dizelerine yansımıştır:
Verilmeyecek şeyler vardır:
Şeref gibi, şan gibi;
Kars gibi, Ardahan gibi!..
Bu dizelerin, aşağıdaki devletlerden hangisinin bu yerlere yönelik isteklerine dikkat çekmek amacıyla kaleme alındığı söylenebilir? 
A) Sovyet Rusya            B) İngiltere            C) Fransa            D) İtalya           E) Almanya

15
Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler adlı eserinde Satı Kadın'ın Kazan Köyü'nün muhtarı olduğunu, seçimle köy idaresinin başına geçtiğini belirtmektedir.
Satı Kadın'ın seçimle muhtar olabilmesi; 
I. cumhuriyetçilik,
II. halkçılık,
III. devletçilik
ilkelerinden hangileriyle ilgilidir? 
A) Yalnız I              B)Yalnız II             C) Yalnız III             D) I ve II              E) II ve III


 2017 YGS Tarih Cevapları


1) C

2) E

3) A

4) B
5) D
6) D
7) E
8) D
9) D
10) A
11) E
12) A
13) E
14) A
15) D


11 Mart 2015 Çarşamba

Ygs Coğrafya Önemli Notlar

*) Haritadaki bozulmaların nedeni dünyanın şeklindendir.Dünyanın küresel şeklinin düzleme aktarılması zor oldugu için haritada bozulmalar olur.
*) Ekvatordan kutuplara gidildikçe haritadaki bozulma oranı da artar.
*) Bir yerin iz düştümü ile gerçek yükseklik arasındaki fark ne kadar fazlaysa o yer o kadar çok eğimlidir.Yanıiz düşümü yükseklik ile gerçek yükseklik arasındaki fark büyüdükçe eğitmde artış gösterir.
*) Krokinin haritadan farkı ölçeğinin olmamasıdır.
*) Haritada ölçek küçüldükçe ;
- Payda büyür.
- Geniş alanları gösterir.
- Küçülme oranı artar.
- Bozma oranı artar.
- Ayrıntıyı gösterme güçleri azalır.
- Düzlem üzerinde daha az yer kaplar.
Ölçek büyüdükçe tam tersi olur.
*) Haritada bulunması gereken elemanlar : Harita işaretleri ( lejant ) , yön oku ölçek ,coğrafi koordinatlar ,uygun başlık.
*) Eğimin arttığı yerde izihips eğrileri sıklaşır , eğimin azaldığı yerde izohips eğrisi seyrekleşir.
*) Aynı izohips üzerindeki yükseklik değerleri de aynıdır.
*) Formuller : Gerçek uzunluk = H.u x Ölçeğin paydası , ölçek = H.u/ G.u Gerçek Alan = Harita alanı x Ölçeğin paydasının karesi.
*) En sıcak vaktin öğle vakti 12:00 da yaşanmasının nedeni ; Güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği saat olmasındandır.Havanın sabah 04:00 - 05:00 gibi akşamdan daha soğuk olmasının nedeni , atmosferin sabaha karşı soğumasındandır.
*) Dünya tam küre olsaydı yer çekimi Dünya'nın her yerınde eşit olurdu.
*) 21 Mart 21 Eylül zamanı yanı ekinoks tarihinde Dünya'nın heryerınde gece gündüz süresi eşitlenir.
*) Güneş'i yılda iki kez dik açıyla alan yer sadece ekvatordur.( Diğer seneler dike yakın açıyla alır.)
*) 21 Haziran günü Güneş Kuzey Yarım Kürenin Yengeç Dönencesine dik açıyla gelir ve Kuzey Yarım Kürede en uzun gündüz yaşanır.Bu Güney Yarım Kürede en uzun gece olarak tanımlanır.
*) 21 Aralık'ta Güneş güney yarım kürenin oğlak dönencesine dik açıyla gelir ve güney yarım kürede en uzun gündüz yaşanır.Bu Kuzey Yarım Kürede en uzun gece olarak tanımlanır.
*) Enlem farkı artan bölgelerde tarım çeşitliliği de artar.
*) Mevsimler , Dünya'nın Güneş ekseni etrafındaki elips hareketinden ve eksen eğikliğinden dolayı oluşur.
*) Aynı boylam üzerindeki iki merkezde ; Aynı anda öğle vakti yaşanır ve yerel saatleri aynıdır.Güneş aynı anda doğup aynı anda BATMAZ.Güneş sadece 21 Mart 23 Eylül zamanı aynı anda doğup aynı anda batar.
*) Farklı yarım kürelerde farklı mevsimlerin yaşanması dünyanın eksek eğiklğinden kaynaklanır.
*) Dünya kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğünden dünyanın dönüşünü hissetmeyiz.
*) Ekvatordan kutuplara gidikdikçe iz düşüm alan küçülür çünkü yükselti de düşer.
*) Kuzey Yarım Kürede yaz mevsiminin kış mevisiminden uzun olması , Şubat ayının 28 çekmesi , Temmuz ve Ağustos aylarının eşit olmasının nedenleri Dünya'nın Güneş ekseni etrafındaki ELİPS hareketindendir.Dünya bazen güneşe yaklaşır , bazen Güneş'e uzaklaşır ama bu durum SICAKLIĞI ETKİLEMEZ.Sıcaklıgı sadece Güneş ışınlarının geliş açısı etkiler.
*) Güneş ışınlarının geliş açısı Dünya'nın şekliyle alakalıdır.
*) Dünya Batı'dan Doğu'ya döndüğü ıcın , Güneş her zaman Doğda önce doğar ve yerel saat her zaman Doğu'da daha ılerıdır.
*) Ekinoks tarihinde Güneş saat kaçta doğuyorsa o saatte de batar.
*) Güneş uzaya Dünya'dan daha yakın oldugu halde neden uzaya çıkıldıkca hava -80 - 120 derecelere çıkar , bunun sebebi ; Dünya , Güneş ışınlarının yer yüzüne çarpıp yansımasıyla ısınır , ikinci neden ise Dünya'da bulunan bazı atmosfer gazlarının yükseklik arttıkca azalması veya tamamen yok olmasındandır.
*) Troposfer ekvatordan kutuplara gidikdikçe incelir çünkü ekvatorda buharlaşma ve çizgisel hız fazladır.
*) - Troposfer İklim olaylarının gerçekleştiği tabakadır.
- Stratosfer : Mor ötesi ışınların süzüldüğü tabakadır.
- Mezosfer : Meteorların dünyaya çarpmasının önlendiği tabakadır.
- Termosfer : Radyo ve uydu dalgalarının bulundugu tabakadır.
*) Bir bölgede en sıcak ay ile en soğuk ay arasındaki fark fazlaysa karasallık , fark az ise denizellik vardır çünkü karalar denizlere göre daha çabuk ısınır ve daha çabuk soğurlar.
*) Yeryüzünden yükselere çıkıldıkça hava sıcaklıgı 200 metreye bir 1 derece azalır.Kentlerden yaylalarımıza çıkıldığında havanın soğumasının iki temel nedeniden biri de budur.İkincisi ise yeryüzündeki ısının tutulmasını sağlayan Karbon elementinin yükseklere çıkıldıkça azalmasındandır.
*) Güney Yarım Kürede Kuzey'e bakan yamaçlar , Kuzey Yarım Kürede güneye bakan yamaçlar Güneş ışınlarını daha dik açıyla alırlar.
*) Dünya'nın Güneş ışınlarını en dik alan bölge ekvator almasına karşın ekvatorda hava sıcaklığının dönencelerden düşük olmasının sebebi ekvatorda nemin fazla olmasındandır.
*) Güney Yarım Küre Kuzey Yarım Küreye göre daha az ısınıp daha az soğur ,Kuzey Yarım Kürede sıcaklık farkı daha fazladır.Bunun sebebi Kuzey Yarım Kürede karaların daha fazla olmasındandır.
*) Havanın bulutlu olduğu zaman hava daha sıcaktır.Bunun nedeni bulutların havayı sarması ve sıcaklıgı atmosfere bırakmamasındandır.Bi nevi ısı yalıtımı.
*) Gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark arttıkça yükselti farkı da artar.
*) Alçak hava basıncı : Yükselici hava hareketi , Yüksek hava basıncı : Alçalıcı hava hareketi yapar.Alçak basıncın oldugu yerlere yağıs düşer , yüksek basıncın oldugu yerler genellikle kuraktır.
*) Alize ve Batı Rüzgarlarının ortak özellikleri : Dünya'nın dönüşü sebebiyle oluşmalarıdır.
*) Kuzey Yarım Küre - Yüksek basınç alanı = Rüzgar saat yönünde oklar dışarı doğru , sağ tarafa sapar.Alcak basınç alanında oklar içeri doğrudur.
Güney Yarım Küre - Yüksek basınç alanı = Rüzgar saat yönüne ters oklar dışarı doğru , sol tarafa sapar.Alcak basınç alanında oklar içeri doğrudur.
*) Alizelere sürekli esmeleri ve yönlerinin aynı olması nedeniyle ticaret rüzgarları da denilir.
*) Rüzgarlar yüksek basınçtan alçak basınca doğru eserler.
*) Basınç farkı ne kadar fazlaysa , sürtünme ne kadar az ise , yer şekilleri ne kadar sade ise rüzgar o kadar sert eder.Dünya'nın dönüşü rüzgarların sapmasına neden oldugu için rüzgarın hızı Dünya'nın kendı ekseni etrafındaki dönüşünden dolayı yavaşlar.
*) Alizeler : 30 derece enlemleri arasında esen sıcak ve sürekli rüzgarlardır , Okyanus Akıntılarını sıcaklatırlar , bol yağış bırakırlar , ekvatordan kutuplara eserler.
Batı : 60 derece enlemleri arasnda esen sıcak ve sürekli rüzgarlar ( Oktanus akıntıları derse direk batı rüzgarlarını işaretle ) , Okyanus Akıntılarını sıcaklatırlar , bol yağış bırakırlar , ekvatordan kutuplara eserler.
Kutup : Kutuplardan ekvatora doğru esen ve soğuk hava etkisi veren sürekli rüzgarlardır.
*) Muson rüzgarları : Mevsimlik rüzgarlardır.Yaz musonu ve kış musonu olarak ikiye ayrılırlar.Sadece yaz musonları yağış bırakırlar bunun nedeni muson rüzgarlarının sıcaklık farkından dolayı ortaya çıkmasındandır.Kışın karalar denizlere göre daha çabuk ısınıp daha çabuk soğurlar bu yüzden soğuk olan bölgede basıncın fazla olmasından dolayı rüzgar karadan denizlere doğru eser.Karalardan eserken nem taşıyamadıgı için kış musonu yağıs bırakmaz.Yaz musonları ise yaz aylarında karalar denizlerden daha çabuk ısındıgından yüksek basınç denizlerdedir.Rüzgar denizden karaya doğru estiği için bol nemli hava kütlesi götürür ve yaz musonları bol yağıs bırakır.
*) Meltem rüzgarları : Muson rüzgarlarının günlük olanlarıdır.
*) Sıcak ve Soguk rüzgarlar var.Sıcak rüzgarlardan Föhn rüzgarlarıyla ilgili bir kaç önemli bilgi vermek lazım ,
Föhn rüzgarları : Havanın nem açığını artırırlar , Yağıs olusumunu engellerler , Kuru ve nemsizdirler , tek yönlü eserler.
*) Hava dağlardan denizlere dogru inerken sürtünmeden dolayı ısınır.En sıcak rüzgarlar sürtünmeden dolayı oluşan rüzgarlardır.
*) Yazın buharlaşmanın kış aylarına göre daha fazla olmasına karşın kışın daha fazla yağışın düşmesinin sebebi , hava ısındıkca maksimum nemin artması ve hava sogudukca taşıyabileceği nem kapasitesi yanı maksimum nemin azalmasındandır.Buharlaşma ne kadar olursa olsun yağıs olabilmesi için havanın bir zaman neme doyması lazım.Unutmayalım ki ısınan hava genleşir ve yükselir.Belli bir süre sonra soğur ve neme doyar , yogunlaşarak yağıs bırakır.
*) Sıcak ve soğuk havanın karşılaşması sonucu sis oluşur.Sislerin gece veya sabaha karsı oluşmasının nedeni sabaha karşı atmosferin daha soğuk olmasından dolayıdır.
*) Yağmur Hava sıfır derece üzerinde ise düşer , KarHava sıfır derecenin altındaysa düşer , Dolu Hava sıfır derece ise düşer.
*) Konveksiyonel Yagıslar : Isınan havanın yükselmesiyle meydana gelen yağışlardır.Ekvatoral bölgede yaygındır.
Cephe Yağışları : Sıcak ve soğuk havanın çakışıp birbirleriyle hallolluştukları zaman oluşan yağıslardır.Akdeniz ikliminin olduğu yerlerde görülür.
*) Kıtalar başlangıçta tek parça halindeymiş bunu doğrulayan iki bilgi önesürmüşler ; birincisi , farklı kıtalarda aynı hayvan fosillerinin olması , ikincisi kıtaların birbirini yapboz gibi tamamlaması.
*) Levhalar ya birbirine yaklaşma ya da uzaklaşma hareketi uygularlar.Okyanus tabanlarında levhaların birbirlerinden uzaklaştıklarında derinden gelen magmanın bu boşlukları doldurmasıyla okyanus sırtları oluşur.
*) Levhalar birbirine yaklaştığı zaman yeryüzü esnek bir yapıya sahipse kıvrım dağları , kırılgan bir yapıya sahipse kırık dağları oluşturur.Kırıklı yapıda altta kalan kısım graben , üstte kalan kısımlara horstdenilir.Kıvrılmada üstte kalan kısımlara antiklinal , üstte kalan kısımlara senklinal denilir.
*) İstanbul ve Çanakkale bogazları ve Ege denizi dördüncü jeolojik zamanda oluşmuştur
*) Alp ve Himayala dağları , Toroslar Kıvrım dağlarına örneklerdir.
*) Akarsu eğitimi arttıkça : Derine aşındırma artar , birikinti yoktur , taşımaya elverişsizdir , hidroelektrik potansiyeli yüksektir.Eğim az ise tam tersidir.
*) Ekvatordan kutuplara gidildikçe kalıcı kar sınırı azalır.
*) Yağışın fazla oldugu özellikle ekvatoral bölgelerde Ahşap evler yaygındır.Çöl ikliminin görüldüğü kurakyerlerde Kerpiç evler yaygındır.Soğuk iklimin görüldüğü yerlerde Taş evler yaygındır.
*) Yamaçlardaki bitki örtüsü düz alanlara göre daha gür ve çeşitlidir.
*) Dağ yamaçlarında yükseklere çıkıldıkca sıcaklığın düşününe baglı olarak bitki türündede değişikliklergörülür.
*) Fiziksel çözünme : Sıcak + Soğuk farkı fazla ise - Dönenceler çevresi ...
Kimyasal Çözünme : Su + Sıcaklık fazla ise - Ekvatoral bölge , Akdeniz bölgesi...
+ Akdeniz toprakları neden kireçlidir ? Karistik bölge oldugu için.Kalkerler sıcak ve nemli havanın oldugu yerde Çoktur.Erimeye elverişti kayaç türüdür.
*) Kırmızı topraklar ( Terra Rossa ) : Verimsiz olmasının sebebi kireç oranının fazla olmasındandır.Topraktaki demir minerallerinin oksitlenmesinden dolayı rengi kırmızıdır.
Laterit topraklar : Verimsiz olmasının sebebi kimyasal çözünme sonucu organizmalar tarafından humus örtüsünün yenmesi ve aşırı yıkanmadan.
Podzol Topraklar : Verimsiz olmasının nedeni aşırı yıkanmadan dolayı.Kül rengi topraklarmış.Zavallının aşırı yıkanmaktan beti benzi atmış.
Kestane Rengi Bozkır Toprakları : Verimsiz olmasının nedeni tuz oranının fazla olmasından.Sıcak ve nemsiz bölgenin toprakları tuzlu olur.
:
AKDENİZ BÖLGESİ :
*Ülkemizin en engebeli bölgesidir.
*Karstik arazilerin ve karstik sekillerin en fazla bulunduğu bölgedir.
*Yıllık ortalama sıcaklığı en fazla olan bölgedir.
*Ülkemizin en büyük delta ovası olan Çukurova bu bölgededir.
*Günes enerjisinden en fazla yararlanılan bölgedir.
*Kıs mevsiminin en kısa ve en ılık geçtiği bölgedir.
*Bulutluluk oranı en az olan bölgedir.
*Yaz ve kıs yağısları arasındaki farkın en fazla olduğu bölgedir.
*Don olayının en az görüldüğü bölgedir.
*Yıl içinde gölge uzunluğunun en kısa olduğu bölgedir.
*Yaz turizminin en erken basladığı ve en geç bittiği bölgedir.
*Sebze ve meyvenin en erken olgunlastığı bölgedir.
*Seracılık, turfanda sebze ve meyve üretiminin en fazla olduğu bölgedir.
*Türkiye’nin muz ve gül üretiminin tamamını karsılayan bölgedir.
*Yılda aynı araziden birden fazla ürün alma açısından en elverisli bölgedir.
*En fazla mevsimlik isçi göçü alan bölgedir.
*Türkiye’yi çevreleyen denizlerden en tuzlu olanı Akdeniz’dir.(%38)
*Dünyada sığla(günlük)ağacının en fazla yetistiği yerdir.
*En tuzlu denizimiz Akdeniz’dir.
*Gece ve gündüz süreleri en az olan bölgedir.
*Kıs yağıslarının(yağmur) en fazla olduğu bölgedir.
*intansif tarımın en fazla yapıldığı bölgedir.
*Turunçgil, soya, yer fıstığı,muz, susam,mısır ve anason üretiminin en fazla olduğu bölgedir.
MARMARA BÖLGESİ :
*Yer sekilleri en sade olan bölgedir.
*Ortalama yükseltisi en az olan bölgedir.
*iklimi en fazla çesitlilik gösteren bölgedir.(sebebi:özel konum)
*En fazla tarım ürünü çesitliliğine sahip olan bölgedir.
*Tarım alanlarının bölge yüzölçümüne oranının en fazla olduğu bölgedir.
*Ayçiçeğin en fazla üretildiği bölgemizdir.
*Hidroelektrik enerji potansiyeli en az olan bölgedir.
*En çok enerji tüketen bölgedir.
*Özel konumu sayesinde ulasım ve ticaretin en fazla gelistiği bölgedir.
*Ulasım, ticaret ve turizm gelirleri en fazla olan bölgedir.
*istanbul, en büyük iç alım (ithalat) limanıdır.
*En çok nüfuslanmıs ve en fazla göç alan bölgedir.
*Nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgedir.
*Türkiye’nin en tenha yeri olan Yıldız Dağları bu bölgededir.
*Dünyanın en zengin bor yatakları bölgede yer alan Bursa Mustafakemalpasa ve Susurluk’ta bulunmaktadır.
*Bölgede çıkarılan bor mineralleri Bandırma’da islenmektedir.
*ipek böcekçiliği ve kümes hayvancılığının en fazla yapıldığı bölgedir.
*Et ve süt verimi yüksek olan kıvırcık koyun(merinos) en fazla bu bölgede yetistirilir.
*Kentlesme oranının en yüksek olduğu bölgedir.
*Okur-yazar oranı en yüksek olan bölgedir.
*Orman alanı bakımından 3. sıradadır.
*Balıkçılık bakımından Ege ve Akdeniz’den önce gelir.
KARADENİZ BÖLGESİ :
*En fazla yağıs alan bölgedir.
*Kırsal-tarımsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgedir.
*Yıllık sıcaklık farkı en az olan bölgedir.
*Kimyasal çözülmenin en fazla, mekanik çözülmenin en az olduğu bölgedir
*Gölge boyu uzunluğunun en fazla olduğu bölgedir.
*Günes enerjisinden en az yararlanan bölgedir.
*Fındık ve çay üretiminin en fazla yapıldığı bölgedir.
*Nadasa ayrılan toprakların en az olduğu bölgedir.
*Orman bakımından en zengin olan bölgedir.
*Türkiye’nin en önemli taskömürü havzası(Zonguldak) bu bölgededir.
*Heyelan ihtimali en fazla olan bölgedir.
*En fazla falezli kıyılar bu bölgededir.(Özellikle Doğu Karadeniz)
*Yağıs rejimi en düzenli olan bölgedir.
*Balıkçılığın en fazla yapıldığı bölgedir.
*Doğu-batı yönünde en uzun olan bölgedir.
*Dağınık yerlesmelerin en fazla görüldüğü bölgedir.
*Dısarıya en fazla göç veren bölgedir (özellikle Doğu Karadeniz ) *
Yerel saat farklarının en fazla olduğu bölgedir.
*Gece-gündüz sürelerinin en fazla olduğu bölgedir.
*Sehirleri küçük ama sayı olarak en fazla sehre sahip bölgemizdir.
*Dört mevsim yağıs aldığından buğday ve pamuk yetismez.
*Nüfus en fazla art bölgesi genis olan sahillerde(Trabzon, Samsun) toplanmıstır.
*Kereste fabrikalarının en çok olduğu bölgedir.Fabrikalar özellikle Batı Karadeniz’de toplanmıstır.(Sebebi hammaddenin çok olusu)
*Taskömürü ve Demir-Çelik Endüstrisinin varlığı burada göçü azaltmıstır.(Ereğli-Karabük-Zonguldak)
*Akarsu havzası en genis olan bölgedir.
İÇ ANADOLU BÖLGESİ :
*En kurak ve en az yağıs alan bölgedir.(Tuz Gölü ve çevresi 250 mm. yağıs alır)
*Türkiye’de ova ve platoların en genis yer kapladığı bölgedir.
*Türkiye’nin en büyük ovası olan Konya Ovası bu bölgededir.
*Konya ovası Türkiye tahıllarının %33’ünü karsılar.
*Türkiye’nin en büyük kapalı havzası olan Tuz Gölü Havzası bu bölgededir.
*Konveksiyonel yağısların en fazla olduğu bölgedir.
*Erozyonun en fazla olduğu bölgedir.
*Nadasa ayrılan toprakların en fazla olduğu bölgedir.(yağısın az olması nedeniyle)
*Tarım alanlarının en genis olduğu bölgedir.
*Buğday ekim alanının en genis olduğu bölgedir.
*Buğday, arpa, sekerpancarı, elma ve patatesin en çok üretildiği bölgedir.
*Toplam hayvan sayısı en fazla olan bölgedir.
*Koyun ve tiftik keçisinin en fazla yetistirildiği bölgedir.
*Yapı malzemesi olarak kerpicin en fazla kullanıldığı bölgedir.
*Konya-Karapınar rüzgar asındırmasının en etkili olduğu yerdir.
*Mekanik çözülmenin en fazla görüldüğü bölgedir(Konya-Karapınar)
*Türkiye’de lületasının çıkarıldığı tek bölgedir.
*Yesil mercimek en fazla bu bölgede(Yozgat) yetistirilir.
*Türkiye’de karstik arazi Akdeniz Bölgesinden sonra en fazla bu bölgededir.
*En yoğun nüfuslu yerleri; Ankara, Eskisehir, Sivas, Konya ve Kayseri’dir.
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ :
*Yüzölçümü itibariyle en küçük bölgedir.
*Yaz kuraklığı en fazla olan bölgedir.
*En yüksek sıcaklıkların ölçüldüğü bölgedir.
*Buharlasmanın en fazla olduğu bölgedir.
*Ormanın en az olduğu bölgedir.(%3)
*Nüfusun en az olduğu bölgedir.
*Sulamaya en fazla ihtiyaç duyulan bölgedir.
*Fosfatın en fazla çıkarıldığı bölgedir.
*Antep fıstığı, mercimek ve karpuzun en fazla üretildiği bölgedir.
*Deprem riski en düsük olan bölgedir.
*Türkiye’nin en büyük baraj gölü olan Atatürk Baraj Gölü bu bölgededir.
*Türkiye petrol üretiminin tamamı bu bölgede yapılmaktadır.
*Kırmızı mercimek üretimi en fazla bu bölgede yapılmaktadır.
*En fazla mevsimlik göç veren bölgedir.
*GAP tamamlandığında bölgede tarım ve ticaret en üst seviyeye çıkacaktır.
GAP TAMAMLANDIKTAN SONRA
*Sulu tarıma geçilecek
*Nadas alanları azalacak
*Tarımsal ürün çesitliliği artacak
*Pamuk ve pirinç üretimi artacak
*Bölge, pamuk üretiminde 1. sırayı alacak
*Bölgede ekilen buğdayın yerini pamuk alacak
*Yapılan barajlar iklimin yumusamasını sağlayacak
*Barajlar sayesinde elektrik üretimi artacak
*Bölgeye dısarıdan göçler olacak
*Bölgenin nüfus yoğunluğu artacak
EGE BÖLGESİ :
*Tuzun en fazla üretildiği bölgedir.
*Linyitin en fazla çıkarıldığı bölgedir.
*Termik elektrik enerjisinin en fazla üretildiği bölgedir.
*Dzmir, Türkiye’nin en önemli ihracat limanıdır.
*Türkiye’deki tek jeotermal enerji santrali Denizli-Sarayköy’dedir.
*Horst ve grabenlerin en fazla olduğu bölgedir.1. deprem kusağı içinde yer alır.
*Bölge; zeytin, üzüm, hashas, tütün ve incir üretiminde birincidir.(z-ü-h-t-i)
*Kıta sahanlığı en genis olan bölgedir.
*Kıyı uzunluğu en fazla olan bölgedir.
*Türkiye’deki ilk demiryolu izmir-Aydın arasında yapılmıstır.
*Türkiye’nin en önemli uluslar arası fuarı Dzmir’dedir.
*Dünyadaki en güzel karstik birikim sekli olan Travertenler Pamukkale’de yer alır.
*intansif tarımın en yaygın olduğu bölgedir.
*En fazla koy ve körfeze sahip olan kıyı bölgemizdir.(en girintili-çıkıntılı bölgedir.)
*Marmara bölgesinden sonra en yoğun nüfuslu 2. bölgedir.
*Turizm gelirleri açısından Marmara bölgesinden sonra 2. sırada olan bölgedir.
*Denge profiline en yakın olan bölgemizdir.
*En fazla delta ovası bu bölgede bulunur.
*En genis hinterlant(Ard bölge)’a sahip bölgedir.
*Bölge gelismislik bakımından Marmara’dan sonra 2. sıradadır.
*Manisa Türkiye tütün üretiminde birinci sıradadır.
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ :
*En genis alanlı bögedir.
*Ortalama yükseltisi en fazla olan bölgedir.Türkiye’nin çatısı olarak anılır.
*Türkiye’nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı(5137 m.) bu bölgededir.
*Ölçülmüs en düsük sıcaklıklar bu bölgededir.
*En siddetli karasal iklimin görüldüğü ve en soğuk olan bölgedir.
*Nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölgedir.
*Turizm gelirleri en düsük bölgedir.
*Bölgedeki Malatya, Kayısı üretiminde birinci sıradadır.
*Büyükbas hayvancılığın en fazla yapıldığı bölgedir.(Özellikle Kars)
*Sanayisi en geri olan bölgedir.
*Elektrik üretimine en fazla katkı sağlayan bölgedir.
*Sebze tarımına en elverissiz bölgedir.
*Tarımsal faaliyetlerin en geç baslayıp, en erken bittiği bölgedir.
*Donlu gün sayısı en fazla olan bölgedir.
*Maden ve enerji üretimi en fazla olan bölgedir.(Yukarı Fırat, Malatya, Elazığ)
*Okur-yazar oranı en düsük olan bölgedir.
*Türkiye’de yol yapım ve ulasım maliyetlerinin en fazla olduğu bölgedir.
*Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü bu bölgede yer almaktadır.
*Türkiye’nin en büyük kapalı havzası olan Van Gölü kapalı havzası bu bölgededir.
*Bu bölgeden kaynağını alan tüm akarsular ülkemiz dısına çıkmaktadır.
*En tenha nüfuslu il olan Hakkari, bu bölgededir.
*Ekili-dikili alanı en fazla olan bölgedir.(sebebi: yüzölçümünün fazla olması)
*) Dünya Batıdan doguya döndüğü ıcın , Gunes her zaman doguda dogar , yerel saat her zaman doguda daha ılerıdır.
ÖNEMLİ BOĞAZLAR.
İSTANBUL BOĞAZI :Karadeniz - Marmara Denizi arası Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler kullanmak zorundadır.
ÇANAKKALE BOĞAZI : Marmara - Ege Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler kullanmak zorundadır.
SUVEYŞ KANALI : Akdeniz-kızıl deniz Mısır Ülke sınırları içerisindedir.
CEBELİ TARIK BOĞAZI : Akdeniz – Atlas Okyanusu Arasında
BAB-ÜL MENDEP BOĞAZI : Kızıl denizi Umman denizine bağlar.
HÜRMÜZ BOĞAZI : İran Körfezini Umman D. bağlar
MESSİNA BOĞAZI : Tren Denizi- Yunan Denizi İtalya’da Sicilya adasıyla İtalya yarımadası arasındadır.
BERİNG BOĞAZI : Bering Denizi- Kuzey Buz Denizi Alaska(ABD)-Sibirya, Asya ile K.Amerikanın en yakın…
MACELLAN BOĞAZI : Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus G.Amerika güneyindedir. (Drake Boğazı biraz daha güneyde)
MALAKKA BOĞAZI : Sumatra adası ile Malakka yarımadası arasındadır. Endonezya-Malezya
SONDE BOĞAZI : Sumatra adası ile Cava Adası arası(Endonezya)
DOVER BOĞAZI : Manş Denizi – Kuzey denize bağlar. İngiltere-Fransa arasındadır.(Manş Denizi boğaz gibidir.)
KİEL KANALI : Baltık Denizini kuzey denize bağlar Almanya sınırları içerisindedir.

PANAMA KANALI : Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus Panama Sınırlarındadır.


Ygs Felsefe Notları

Akımlar:
Rasyonalizm (Akılcılık)
Empirizm (Deneycilik)
sensüalizm (Duyumculuk)
Kritisizm (Eleştiricilik)
Pozitivizm (olguculuk)
Neopozitivizm (Analitik Felsefe) (Mantıkçı Empirizm)
Entüisyonizm (Sezgicilik)
Pragmatizm (Faydacılık)
Fenomenoloji (Görüngübilim)
Sofizm (Kuşkuculuk)
Septisizm (Kuşkuculuk Şüphecilik)
Sensüalist Septisizm (Duyumcu kuşkuculuk)
Nihilizm (Hiççilik)
İmmoralizm (Ahlak anlayılarını reddetme)
Taoizm(Hiççilik)
Realizm (Gerçekçilik)
Oluşçuluk (Süreç Felsefesi)
Düalizm (ikicilik)
Hedonizm (Hazcılık)
Egoizm (Bencillik)
Anarşizm (Baştanımazcılık)
Egzistansiyalizm (varoluşçuluk)
Teizm (Tanrıcılık)
Deizm (Yaratanclık)
Panteizm (Tüm tanrıcılık)
Politeizm (Çoktanrıcılık)
Monotezim (Tektanrıcılık)
Ateizmdir (Tanrı tanımazlık)
Agnostisizm (Bilinemezcilik)
Stoacılık (Kadercilik)
Hümanizm (İnsancıllık)
Neoplatonizm (Yeni Eflatunculuk):
Aristotelizm
Atomizm
Patristik Felsefe
Skolastisizm
Nominalizm (Adcılık)
Voluntarizm (İstenççilik)
İşrakizm (Işıkçılık)
Meşşaiye (Yürüyenler)
Materyalizm (Maddecilik)
İdealizm (Fikircilik)
Kartezyenler (Descartesciler)
Monizm (Bircilik):
Spiritüalizm (Ruhçuluk)
Romantizm
Relativizm (Görecelilik)
Metafizik (Fizikötesi)
Mistisizm (Gizemcilik)
Paradigma (Görüş açısı)
Rasyonalizm (Akılcılık) :
Rasyonalizme göre zorunlu kesin ve genel geçer bilgilere ancak akılla ulaşılır. O halde doğru bilginin kaynağı akıldır. Duyu organlarının verileri geçici ve doğruluğu kesin olmayan bilgilerdir ve bu verilere güvenilemez. Felsefe evreni ve insanı kavrarken aklı kullanarak doğru bilgilere ulaşabilir.
Temsilcileri: Sokrates Platon Aristoteles Farabi Descartes Spinoza Leibniz Hegel
Empirizm (Deneycilik) :
Doğru bilgiye duyu verileri ve deneyle ulaşılabileceğini savunan akımdır. İnsan aklında doğuştan bilgi olmadığını ve bilgiye dış dünyadan gelen deney verileri ile ulaşılabileceğini ileri sürer. Bilginin kaynağı deneydir. Empirizm deneye dayanan fiziği temel alır. Empirizmin ilk örnekleri ilkçağda Epiküros’ta görülür. Ona gör bütün bilgilerin ilk kaynağı duyudur.
Temsilcileri: John Locke David Hume
Sensüalizm (Duyumculuk):
beş duyu verisinin verilerini doğru kabul eden görüş. Empirizmi doğrudan duyu algısı olarak kabul eder. Duyu algılarının dışındaki bilgi kaynaklarını reddeden görüş zihnin soyutlama gücüyle elde ettiği kavramların bilgi olduğunu da reddeder.
Temsilcileri: George Berkeley Condillac
Kritisizm (Eleştiricilik) :
Kristizm bilgi teorisine aklı inceleyerek yaklaşmaya çalışır. Bunun için de bilgiyi sağlamada aklın rolünü ve deneyin rolünü ayrı ayrı ele alarak rasyonalizmle empirizmi uzlaştırmak ister.
Temsilcisi: Immanuel Kant
Pozitivizm (Olguculuk) :
Pozitivizm de 19. yüzyıla damgasını vuran doğa bilimlerinden etkilenerek doğmuştur. Pozitivizm ancak duyu verilerine ve deneye dayanan olgusal dünyanın bilinebileceğini ve bu bilgiye de bilim aracılığı ile ulaşılabileceğini savunur. Deneyle denetlenemeyen her türlü felsefi soru anlamsızdır. Bu yüzden olguların arkasında yatan nedenler değil olguların arasındaki ilişkilerin bilgisine ulaşmayı amaçlamak gerekir.
Temsilcisi: Auguste Comte
Neopozitivizm (Analitik Felsefe) (Mantıkçı Empirizm):
Analitik felsefe felsefeye bilimlerin dilini analiz etmek işlevi yükler. Böylece felsefe düşünsel bir etkinlik alanı olmaktan çıkarılır yalnızca dil analizleri yapan bir alan haline getirilir. Felsefe bilimlerin dilini çözümleyecek onların kavram yapılarını araştıracaktır. Bunu yaparken de sembolik mantığı kullanacaktır.
Temsilcisi :
Ludwig Wittgenstein Schlick Rudolf Carnap ve Reichenbach’dır.
Entüisyonizm (Sezgicilik) :
Kesin ve değişmez bilgilere sezgi aracılığı ile ulaşılabileceğini savunan akım enstüisyonizmdir.
Temsilcileri: Henri Bergson Gazali
Pragmatizm (Faydacılık) :
Bilgiye fayda açısından yaklaşan pragmatizm bir yaşam felsefesidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan bu akım felsefi bir akım olmanın ötesinde geniş halk kitlelerinin yaşam biçimine dönüşmüştür. Temeli İlkçağ filozoflarından sofistlere kadar inen pragmatizm bilgiyi faydaya dayandırır. Pragmatizme göre ne ki faydalıdır o bilgidir ne ki bilgidir o faydalıdır.
Temsilcileri: William James John Dewey
Fenomenoloji (öz-görüngübilim) :
Fenomenoloji pozitivizmin duyusal verileri yani olguları ön plana çıkaran anlayışına karşı “genel objeler” in ruhsal (tinsel) olarak kavranabileceği anlayışını ortaya koyar. Görünenler (fenomenler) içinde bulunan “öz” doğru bilgidir ve bu “öz” ancak bilinçle kavranır.
Temsilcisi: Edmund Husserl
Sofizm (Kuşkuculuk):
Sofist felsefe İ.Ö. 5. yüzyılda doğa filozoflarına tepki olarak doğar. Sofistlere göre duyu verileri insanlara göre değiştiğinden kesin bilgilere ulaşmak olanaksızdır. Bu yüzden bilgi görelidir (relatiftir).
Temsilcisi: Protagoras Gorgias
Septisizm (sistematik kuşkuculuk şüphecilik) :
Kuşkucu Pyrhon (Piron) ve Timon verilen her yargının çelişiği için de güçlü nedenler olduğunu söyleyerek hiçbir konuda kesin yargıya varılamayacağını ileri sürer.
Sensüalist Septisizm (Duyumcu kuşkuculuk):
Sextus Empricus’a göre doğru bilgi olanaksızdır. Çünkü;
Aynı şeyler farklı insanlarda farklı etkiler yapar.
Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır.
Algılar içinde bulunduğumuz duruma göre değişir.
Nihilizm (Hiççilik) :
Nihilizme göre hiçbir varlık gerçekten var değildir ve varlığı var olan olarak kabul eden görüşlere karşı çıkar. Ancak daha genel bakıldığında nihilizm hiçbir değer ve kural tanımayan bir görüştür ve toplumda düzeni sağlayan tüm otoriteleri reddeder. Nihilizm bu biçimiyle siyasal anlamda anarşizme temel oluşturur.
Temsilcileri: Gorgias W.F. Nietzsche
İmmoralizm (Ahlak anlayılarını reddetme):
Ahlakın dışlandığı bu felsefi anlayışın en önemli temsilcisi Friedrich Nietzsche’dir. Nietzsche kendi çağına kadarki ahlak anlayışlarını reddederken immoralisttir. Ancak “üst insanın” ahlakının egemen olması gerektiğini söylerken de moralisttir.
Taoizm (Hiççilik):
Nihilizmin bir başka biçimi de İlk Çağda Çin’de görülen taoizm’dir. Lao-Tse’nin kurduğu taoculuk gerçeğin tüm çeşitliliğine karşın “bir” (Tao) olduğunu ve bunun adının biçiminin maddesinin görüntüsünün olmadığını savunur. Aldatıcı olan dünya varlıktan yoksundur.
Realizm (Gerçekçilik) :
Varlık vardır anlayışı realizmdir. Realizm varlığın insan bilincinin dışında insan bilincinden bağımsız olarak var olduğunu savunur. Realizmle ilgili bir başka tartışma konusu da varlığın ne olduğu problemidir.
Oluşçuluk (Süreç Felsefesi):
Bu görüşün ilk temsilcisi İlk Çağ doğa filozoflarından Herakletios’tur. Herakleitos’a göre evrenin ana maddesi (arkhe) ateştir ve her şey ateşe dönüşecektir. Bu süreçte evrende her şey değişir. Değişimin temeli karşıtların çatışmasından doğan uzlaşma oluştur. “Değişmeyen tek şey varsa o da değişmenin kendisidir.” Herakletios değişmenin düzenine logos (akıl) adını verir.
Temsilcileri: E. Mach H. Bergson ve N. Whitehead
Düalizm (ikicilik):
Materyalizmle idealizm arasında bir uzlaşma çabasıdır. Descartes’a göre varlık madde ve ruh olmak üzere iki cevherden oluşur. Ruhun işlevi düşünmek maddenin işlevi uzayda yer kaplamaktır. Evrendeki nesne dünyasındaki varlıklar salt madde Tanrı ise salt ruhtur. İnsanda madde ve ruh bir aradadır.
Hedonizm (Hazcılık):
İnsanın haz duyduğu şeylerle mutlu olabileceğini savunur. Haz duyulan şeyler öznel olduğundan evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez. Bu görüş ilkçağ düşünürlerinden Aristippos’a göre “iyi” nin ve “kötü” nün ölçütü hazdır. Haz veren şeyler “iyi” acı veren şeyler ise “kötü” dür. Epiküros’a göre ise insan acıdan kaçarak ve hazza yönelerek mutlu olur.
Egoizm (Bencillik):
İnsan eylemlerinin kökeninde “ben sevgisi” vardır. Ahlak ise insanın kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından başka bir şey değildir. Bu görüşü savunan T. Hobbes’a göre insanda hayvanlarda olduğu gibi “kendini sevme” ve ”kendini koruma” içgüdüleri vardır. Dolayısı ile insan doğası gereği “bencil” dir. Bencil olan insan her şeyden önce kendi “çıkar” ını düşüneceğinden evrensel bir ahlak yasası yoktur.
Anarşizm (Baştanımazcılık):
Toplumsal yaşamı düzenleyen tüm kurum ve kuralları reddeden anarşizm doğal olarak ahlak kurallarının egemenliğini de reddeder. Bireysel iradenin her şeyin üstünde olduğunu savunulur.
Temsilcileri: Proudhon Bakunin Kropotkin ve Stirner
Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk):
insanın yaşamını kendisinin kurması açısından özgür olduğunu savunur. Kierkegaard Heiddegger Jaspers ve Sartre’a göre insan kendi varoluşunu kendisi yaratır. Bir bıçak önce zihinde tasarlanır sonra yapılır. Bıçak için özgür seçim yoktur. Sadece insan değerlerini kendisi yaratır ve özgür iradesi ile yolunu seçer. O halde insanın “varlık” ı “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “varlık” ı “öz” ünden önce gelir. İnsan ahlaki olarak “iyi” ve “kötü” nün ölçütünü topluma göre değil kendi öz iradesi ile belirlemelidir. Bu nedenle evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez.
Teizm (Tanrıcılık):
Evreni ve insanı yaratan öncesiz ve sonsuz bir Tanrı’nın varlığını kabul edip Tanrı’nın aynı zamanda dünya ile sürekli ilişki içinde olduğunu kabul eden görüş Teizm’dir. Teizme göre Tanrı dünya ile ilişkisini dinler aracılığı ile kurar. Bu görüşte olanlar Tanrı’nın varlığını açıklamak üzere şu kanıtları ileri sürerler.

Determinzm: Kişi eylemlerinde sınırlıdır.
İndetermizm: Kişi eylemlerinde sınırlıdır.
Otodeterminizm: İkisi arasındadır. Eylemlerini yapmak kişinin kişiliği kadardır.
Fatalizim: Yapacağımız eylemler kaderde vardır.

Libetanyalizm:  İnsanın yapacakları şeylerde özgür olması gerektiğini savunur.
Deizm (Yaratanclık):
Deizm Tanrı’nın evreni kendi yasalarına göre işleyen bir düzen olarak yarattığını savunur. Ancak yaratan ve düzeni kuran Tanrı’nın evreni kendi başına bıraktığını kabul eder. Bu yüzden deizm dinsel dogma ve ilkelerin varlığını kabul etmez. Deizm’e göre Tanrı’nın vahiy mucize gibi kanıtlara gereksinimi yoktur.
Panteizm (Tüm tanrıcılık) :
Panteizm Tanrı ve evreni bir gören özdeş gören anlayıştır. Bu görüş Tanrı’yı doğanın dışında düşünmez.
Politeizm (Çoktanrıcılık):
Tanrının birden fazla olduğunu savunan inanış eski yunan inanışında olduğu gibi.
Monotezim (Tektanrıcılık):
bir yaratıcı olduğunu kabul eden inanış sistemidir müslümanlık hristiyanlık yahudilik gibi.
Ateizmdir (Tanrı tanımazlık):
Ateizm tanrı’nın varlığını reddederek evreni evrene dayanarak açıklamaya çalışır. Bu nedenle ateizmi savunan düşünürler genelde materyalisttir. Ateizm tanrı’nın varlığını şu nedenlerle reddeder
Agnostisizm (Bilinemezcilik):
Tanrı’nın var olup – olmadığının bilinemeyeceğini savunan görüştür. Örneğin sofist düşünürlerden Protagoras “Tanrılar üzerine bilgi edinmekte çaresizim; ne var oldukları ne de olmadıkları ne de ne şekilde oldukları üzerine …” Agnostisizm adını ilk kullanan Thomas Huxley’e göre duyularımızla kavrayamadığımız şeyler konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Tanrı da duyularla kavranamadığı için var olup-olmadığını söylenemez.
Stoacılık (Kadercilik):
Dünya bir amaca göre düzenlenmiş sistemdir. Varlıklarda bu sistemde ahenkli bir bütündür. Bu bütünün bir parçası olan insan bütünün amacına uygun davranmalıdır. İnsanın amacı olan mutluluk Mutluluk erdemdir. Erdem doğaya uygun yaşamaktır. Hepsi insan iradesinin Tanrı iradesine uygun düşmesinden ileri gelir. İnsan kendini dünyanın gidişinden kendini ayıramayacağına göre yapılacak iş dünyanın gidişini olduğu gibi benimsemektir. Bu nedenle insan gereksiz sıkıntı ve tasalardan uzaklaşmalıdır.
Temsilcileri: Epiktetos ve Kıbrıslı Zenon
Hümanizm (İnsancıllık):
Rönesnas’ın işlediği ilk konu insandır
İnsanı arayan insanın özü ile bu dünyadaki yerini sorgulayan çalışmalara denir.
Neoplatonizm (Yeni Eflatunculuk):
Aristocu skolastiğe karşı Platon sevilmiştir.
Platon akademisi kurulmuştur. Platon’un güzeli baş idea arasına alması Rönesans felsefesinin platonu benimsemesine sebep olmuştur. Ayrıca platonun mistik yapısı da Rönesans ’ın din yapısına uygundu. Bu sebepler Platonizmi doğurmuştur.
Aristotelizm (Aristoculuk):
Aristo’yu ortaçağın yanlış yorumladığına inanan bir takım düşünürler Aristo’nun fikirlerine yeniden yöneldiler. Aristoculuk skolastisizmden uzak bir şekilde yeniden yorumlanmıştır.
Atomizm (Yeni maddeclik):
Rönesans atomculuğu Epiküros’a dayanır. Epiküros skolastik felsefenin etkilerinden ayıklanarak yeniden anlanmaya çalışılmıştır. Böylece yeniden canlanan atomcu felsefe skolastiğe karşı çıkmıştır.
Patristik Felsefe (Kilise babaları felsefesi):
Hristiyanlık dinine antik felsefe ile şekil verme görüşlerinin ilkidir.
Kilise babalarının felsefesidir. Hristiyan öğretilerinin temellendirilmesine çalışmışlardır.
2-6.yy larda yaşamışlardır. Kilise babaları aynı zamanda din adamıdır.
Temsilcisi: Augustinus
Skolastisizm (Kilise okulları felsefesi):
Patristik felsefenin sistematik halidir. Skolastik felsefede Aristotales felsefesinin ağırlığı vardır. Skolastik felsefe okul felsefesidir. Din adamı yetiştiren manastır ve katedraller de geliştiği için schola felsefesi ortaya çıkmıştır. Bu dönem felsefeyi dinin doğrularına uygulayıp inanç konularını kavranılır kılmayı amaçlar. Skolastik kiliseye bağlılık ve her türlü eleştiriye kapalılıktır. (dogmatizm)
Temsilcileri: Aquinalı Thomas Anselmus Ockhamlı William
Nominalizm (Adcılık):
Skolastiğin önceki dönemlerinde belirlenen ideaların zihnin ürünü olan ad’tan ibaret olduğunu savunan görüştür. Kurucusu Ockhamlı Williamdır. Felsefe ile bilimlerin dinden bağımsızlığına yol açmıştır. Rönesans felsefesine zemin hazırlamıştır.
Voluntarizm (İstenççilik):
İradenin aklı karşısındaki üstünlüğünü ileri süren görüştür. Duns Scotus’a göre insanı bilgiye ***üren iradesidir. İnsanın kilise karşısında özgür olmasına yol açmıştır. Rönesans felsefesine zemin hazırlamıştır.
İşrakizm (Işıkçılık):
İslam felsefesinin eski doğu din ve felsefesinden etkilenmesiyle oluşmuştur.
Mistik bir yapısı vardır. Yeni eflatunculuktan etkilenilmiştir. Akla karşıdır. Kurucusu Sühreverdi’ dir. İşrak aydınlanma manasındadır. İşrak insanın içine doğan ışık (sezgidir) Doğruya akıl sezgi ve benliğin arınması ile ulaşılır.
Meşşaiye (Yürüyenler):
İslam düşüncesi ve Aristo felsefesini uzlaştırmaya çalışmışlardır. Aristo felsefesini kendilerine rehber edinmişlerdir. Akıl ile İslam inançlarını açıklamaya çalışmışlardır. En önemli temsilcileri Farabi İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd’tür. Aristo’nun izinde yürüdükleri için bu felsefeye Meşşai (yürüyen) felsefesi denir.
Materyalizm (Maddecilik):
Varlığın insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu kabul ederler ve maddi cinsten bir şeyt olduğunu savunurlar. Materyalizm çatısı altında toplanırlar. Materyalizme göre gerçekten var olan “madde”dir. Demokritos Hobbes Lametrie Marx
İdealizm (Fikircilik):
Varlığın ilk ve en önemli ögesinin idea olduğunu öne felsefi öğretiye idealizm denir. Varlığı idea kabul eden filozoflardan Platon Aristoteles Farabi ve Hegel'dir.
Kartezyenler (Descartesciler):
Descartes’in öğrencilerine denir aklı ön plana çıkarmışlardır.
Monizm (Bircilik):
Beden ve ruh gibi iki cevher değil bir cevher var diyen görüş
Spiritüalizm (Ruhçuluk):
Var olanların özü ruhtur diyen görüş.
Romantizm (duygusalcılık):
Kant’ın insan zihni ve ruhunda kabul ettiği her şeyin dış dünyada da var olduğunu kabul edenlere denir. A.de Musset
Relativizm (Görecelilik):
her şeyin kişiden kişiye değiştiğini mutlak ve değişmezin olamayacağını savunan görüş.
Metafizik (Fizikötesi):
Duyusal olanın üstünde olanı araştıran ve ruh cin peri vs varlıklarla uğraşan daldır.
Mistisizm (Gizemcilik):
Doğaüstü güçlerin var olduğu ve bunlarla ilişki kurulabileceği temelini savunan görüş.
Paradigma (Görüş açısı):
olguları açıklamaya yönelik kanılar inançlar ve değer yargılarından oluşmuş bir çerçevedir. Bilim adamının dış dünyaya bakışını belirleyen bir kuramdır.





Popüler Yayınlar